Ana içeriğe atla

yokoluş sıkıntısı

Ölüm karşısında insan çaresizdir. Bunun tek sebebi vardır aslında bu deneyimi bir gün kendisinin de yaşayacağı bilincidir. ‘Tesellinin ortaya çıkması için ‘ihtimal’ mutlak surette gereklidir. Yani daha doğru bir ifadeyle ihtimal dahilinde ise teselli işe yarayabilir. Ancak ölüm mutlak sondur ve hiçbir teselli kabul etmez. Birisi bir yakınını kaybettiğinde, insanın ne yapacağını ne diyeceğini bilememesi kaçınılmazdır. Böyle durumlar için insanın elindeki tek seçenek susmaktır. Ölüm kelimelerle anlatılamayacak kadar zor bir o kadar da karmaşık bir olaydır. Kelimeler, yaşayanlar içindir. Hiçbir dil, ölümü açıklayamaz. Bu ne dilin ne de ölümün sorunudur. Bilinçli olmanın belki de en acınası tarafı budur. İnsan ölümü bilir ancak onu açıklayamaz. Tam da bu yüzden varoluşumuz da bir boşluk oluşur. İyi ki var oldum diyemeyiz çünkü biliriz ki mutlaka yok olacağız. Varoluş sıkıntısı, var olduğumuz için değil yok olacağımızı bildiğimizden oluşan bir sıkıntıdır. Ve korkarım ki dostlarım, bu sıkınt...

HASSİKTİR BE SEZAİ

 

                                                                                                                                                                   

 

                                                                          FERHAN ŞENSOY’UN ANISINA

 

"eşeledim toprağı sümbül ektim

bu bahar gönlüm toprak güzelliği

ölüm son kadın

keyif ile girerim onun da koynuna

örtünüz efendim

kefen son yorgan."

 

İnsanın tüm çabası ölümsüz olmaktır çünkü insan ölüme çare bulamaz. Kimse bunu dile getirmek istemese de ölüme bulduğu çare ölümsüz olmak çabasıdır. En doğal eylem olarak kabul edilen, çocuk doğurmak da buna dahildir.

Elinde olmadan geldiği dünyadan, bir meçhule kim gitmek ister ki... Ne yazık ki bu da elimizde değildir. Geldiğimiz gibi gitmek zorundayız. İşte buralardan geçerken birkaç güzel, tatlı hatıra bırakmak çabasındayız. Kimisinin hatırası çocuklarına ev bırakmak, kiminin çeşme yaptırmak.

Son tahlilde tüm insanlar aynı yollardan geçiyor, aynı  şeyleri yapmak istiyor lakin herkes kendisinin ortaya koyabileceği kadarını yapıyor. Hepimiz aynı fabrikada üretilmişiz, ne kadar farklı olabiliriz ki? Hepimiz aynı çiftlikte yaşıyoruz ve tüm başlangıç ve sonlar aynı güzergahta aynı şekilde...

Tüm fark sadece kendimizin oluşturabileceği değerdedir. Üretebildiğin kadar yaşamışsın demektir. Bugün çiftlik ahalisi olarak üzüntüdeyiz. Çok büyük bir değerimiz olan, Ferhan Ağbiyi kaybettik. Rasim abi, Tuncel abi rakı sofrasını kurun, Ferhan ağbi geliyor. Güle güle büyük usta...

Bu vesileyle benim de acilen bir cigara içmem şarrrttt!

Yorumlar